Ataşehir Evde Masaj Hizmetleri – Masör Ece
Ataşehir Evde Masaj Hizmetleri – Masör Ece
Ataşehir Evde Masaj biliyordum ki, annem, babam, benim için ellerinden geleni yapıyorlardı. Üstelik onların ağızlarından çıkan her söz, aslında tanrının onlara söylettiği sözlerdi. Tanrı, beni yaratmış; benim için canını vermiş; kendini bana adamıştı. Omuzlarımda zorunluluğun boyunduruğunu duyuyordum. Çocukluğumun ilk senelerında var gücümle korumaya çalıştığım bağlarımsızlığıma böylece veda ettim. Bir süre, annemle babamın isteklerinin bir yankısı oldum.
Ama artık onlar hakkında bildiklerimi dökmenin zamanı geldi. * * * Babamın çocukluğu hakkında hiçbir şey bilmiyorum desem yeridir. Argenton’da Vergi Müfettişi olan büyük dedem, oğullarına çok yüklü miras bırakmış olsa gerek; çünkü, en küçük oğlu bile, çalışmadan, geliriyle beyler benzer biçimde yaşayabiliyordu. En büyük oğlu olan dedeme ise, diğer malların yanı sıra, yirmi beş dönümlük bir çiftlik kalmıştı. Dedem, kuzeyli, orta sınıftan zengin bir ailenin kızını almıştı.
Ataşehir Evde Masaj çalışmayı sevdiğinden miydi, yoksa üç çocuğum var diye ileriyi düşündüğünden miydi bilmiyorum, dedem geliriyle geçinme yolunu seçmemiş; Paris Belediyesi’nde bir iş bulmuştu. Uzun seneler çalıştıktan sonra emekliye ayrıldığında, şube müdürlüğüne kadar yükselmiş; üstelik madalya almıştı.
Ataşehir Evde Masaj
Ataşehir Evde Masaj yaşantısı, toplumsal durumundan, meslekteki kıdeminden çok daha renkli, çok daha üstündü. Babamın çocukluğu Saint- Germain bulvarındaki şovşli bir apartmanda geçmiş; tantanalı değilse bile lüks sayılabilecek bir ortamda yetişmişti. Bir ablası, bir ağabeyi vardı. Ağabeyi şamatacı, numaracı, vurucu kinci biriydi ve babamı ezerdi. Pek güçlü güçlü olmayan babam ise, her türlü sertlikten, kaba kuvvetten kaçınırdı.
Fiziksel güçsüzlüğünü, başka taraflarını geliştirmek, ön plana Çıkarmakla dengelemişti, insanların hoşuna gider, onları eğlendirirdi. Annesinin gözbebeği, öğretmenlerinin bir numaralı öğrencisiydi. Beğenileri de ağabeyininkilerin tam tersi yönde gelişmiş; spor ve jimnastik yapmak yerine okumayı, araştırmayı seçmişti.
Babaannem, onu boyuna desteklemiş; babam da annesinin dizi dibinde yaşayıp, onu hoşnut etmekten başka bir şey düşünmez olmuştu. Babaannem, sarsılmaz bir Katolik inancıyla tanrısına fazlasıyla bağlı burjuva bir aileden gelmeydi, insanın ödevleri, görevleri ve kişisel değerleri mevzusunda o sarsılmaz Katolik inancının getirmiş olduğu şaşmaz ve değişmez yargılar çerçevesinde yaşardı. Oğlunun, örnek bir evlat olmasıyla birlikte, örnek bir öğrenci olmasında mutlaka diretmişti. Böylece Georges, her yıl Stanislas Koleji’nin haysiyet listesine geçmiş, her yıl sınıfını birincilikle atlamıştı.
Son yorumlar